4 Aralık 2011 Pazar

Model

Modeli ilk "Değmesin Ellerimiz" şarkısıyla tanıdım, ilk başlarda depresif klasik rock şarkısı gibi gelmişti fakat bir gün araba kullanırken sözlerine dikkat ettim ve o zamandan sonra Model'in diğer şarkılarını tek tek dinlemeye başladım. "Buzdan Şato" " Bir Melek Vardı" "Sana ne" ve Sertab Erener'in eskimeyen şarkısı "Yalnızlık Senfonisi". Böyle klasik ve zor bir parçayı coverladıklarını görünce albüm kapağında önce dedim ki kendi kendime, mahvetmişlerdir şarkıyı kesin. Fakat o kadar güzel olmuş ki, kesinlikle dinlemenizi tavsiye ediyorum. Hard rock'tan uzak hatta Sertab Erener'in söylediğine yakın bir cover olmuş, sadece elektrogitar ve davulu daha çok hissediyorsunuz normal olarak. Fakat albümdeki hatta şu aralar en çok dinlediğim ve favorim olan parçaya gelirsek... Kesinlikle " Çürüsün Gelinliğim".. Hafif arabesk, hafif rock sözleri ipodumu shuffledan repeate alma sebebim oluyor. Bir de klibi çıksa eminim çok güzel olacak, pembe mezarlığın klibindeki başarıyı özellikle bu şarkı için de bekliyorum sevgili Model :).
buyrun, afiyet olsun :)







Küçük kızların bebekleri,
Fırfırlı şirin etekleri ,
Yastıktan yapılmış evleri,
Bir de hayali prensleri var.

Plastik mutfak setleri,
Kısa tırnaklı küçük elleri,
Makyajsız güzel yüzleri,
Bir de gelinlik hayalleri var.

Bataklıkta bir gül gibi,
Solup gitsin güzelliğim.
Neyleyim sensiz saadeti,
Çürüsün gelinliğim.

İster yas tut benim için,
Ben çoktan ölüp gitmişim.
Aşkımızın tabutunda,
Çürüsün gelinliğim.

Yıllar geçer, eller büyür.
Boyanır yüzler, hayaller küçülür.
Bir adam çıkar, kanatır gönlünü.
Ne prens kalır, ne düğünü...

Çürüsün gelinliğim...
Çürüsün gelinliğim...
Çürüsün Gelinliğim

11 Ocak 2011 Salı

Tehlikenin Farkında mısınız?


2006 yılında Cumhuriyet Gazetesi' nin ilk sayfasında yer alan "Tehlikenin Farkında mısınız?" resmi o günden beri hiç aklımdan çıkmıyor ama diyordum ki "aydın Türk milleti, gençleri bu oyunlara gelmez, biz Ata'mızın bıraktığı emanetleri koruyan, onun izinden yürüyen Türk Gençleriyiz." Bugün açıklanan bir haber ile resmen Laik Türkiye Cumhuriyeti' nin yavaş yavaş yok olmaya başladığını gördüm. Artık tehlikenin çok fazla yakınlarda olduğunu hissetmekteyim ve kurtulmak için en ufak bir umudum bile kalmadı. Sağlık reformu, özgürlük adına koyulacak olan yasaklar bizi adım adım laiklikten uzaklaştıracak.

Bu ülkeyi resmen türbanlı ve kafirler olarak ikiye böldünüz. Kimsenin türbana karıştığı yok ama hiç kimse hakkettiğinden fazla hak talep edemezsin bunu unutma.! Sanıyor musunuz böyle huzurlu devam edecek bu ülke, kimse hiç bir şeye sesini çıkarmayacak. Bu eğlence sektöründe çalışan fabrika işçileri, garsonlar, müdürler, reklamcılar, işletmeciler işsiz kalınca da iyi bir şey yaptık mı diyeceksiniz. Turist sayısı hızla düştüğü zaman, işsizlik bir anda arttığı zaman ekonomi kötüye gittiği zaman hiç birimizi dualar kurtarmayacak haberiniz olsun. Bu konuları savunduğumuz için bizi alkolik, din düşmanı, sefa düşkünleri yaptınız. Ama unutmayın sizlerin neler yaptığınızı herkes biliyor.
Ve ben artık 90'lı yıllarda yüzlerce kişiyi "domuz bağı" ile öldüren çetenin dava takipsizliğinden serbest kaldığı şu ülkede yaşamak istemiyorum buna karşılık eğitimde öncü profesörlerimizin, öğretmenlerimizin, askerlerimizin, ve bugün olduğu gibi doktorlarımızın neye sebep olduğu açıklanmadan yaka paça ceza evine konulduğu bir ülkede yaşamak istemiyorum. Silah ruhsat yaşının 18'e indirildiği ama alkol yaşının 24'e çıkarıldığı bir ülkede yaşamak istemiyorum. Binlerce askerimizi şehit eden, çocuklarımızı öldüren birini dinleyip ona göre hareket eden devlet büyüklerinin yönettiği bir ülkede evlenmek, yuva kurmak istemiyorum. Dil, kültür tartışması yaratıp halkı bölen insanların yaşadığı bir ülkede yaşamak istemiyorum. İstiklal Marşı'mızın gururla okunurken yavaş yavaş yasaklandığı bir ülke de yaşamak istemiyorum.

Bir ülke diyorum çünkü şuan ki durumu Türkiye'me yakıştıramıyorum.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

time after time

Farkettimki en son yazdığım blogun üstünden aylar geçmiş, bütün kinimi sinirimi kustuktan sonra iş sahibi olmuşum küçük bir iş kadını olma yolunda ilerliyorum. :) bu süre içinde hayatımda pek bir değişiklik olmadı aslında.. Sadece artık çok çabuk yoruluyorum, erken uyuyorum.. İlk defa bir yazımı İstanbul'da geçirmem gerekicek.. Sanırım büyüyorum.. :) hatta artık buna yaşlanmak diyebiliriz :) ve tabi ki hayallerim daha da gerçekçi olmaya başladı.. keşke yine üzüldüğümde gitsem annemin kucağında huzurlu uyusam, büyüyünce doktor olacağımı düşünsem, herkesi iyileştireceğimi, evimde kocaman dondurma makinası olacağını, her yere bisikletle gideceğimi düşünsem ve uykuya dalsam.. şimdi yatmadan düşündüğüm tek şey "hayat bana ne getirecek..? beni seven anlayan değer veren insanlar mı olacak hayatımda yoksa şu zamana kadar değer vermiş gibi davranıp beni yaralayan insanlar gibi insanlar mı..?" artık tek hayalim mutlu olmak.. tek isteğim bu...
ozmn babam ve oğlumdan.." baba insanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü..?"

26 Nisan 2010 Pazartesi

eksperiyıns

Farkettimki bayadır birşey yazmamışım.. Nedeni ne hevesimi almam ne sıkılmam.. Zaten bu hayatta tek vazgeçmeyeceğim şey yazmak ve okumak.. Hı hayatım böyle mi geçiyor hayır gayet gezip tozmayı daha çok seviyorum ama bazı zamanlarda kafamı rahatlatmak için okumak yada düşüncelerimi yazmak hoşuma gidiyor.. neyse bahsedeceğim şeyden ne kadar alakasız yerlere geldim.. bu yazımda alakasız şeylerden olucak sadece sıkıldım bunaldım içimi dökmem lazım :)))

bu yazımda söyleyeceğim şey okuldan mezun olduktan sonra hala işsiz kalmam.! odtü'ye girmeden önce "yürü be,aslansın be, oo bütün iş kapıları açılıcak şimdi önünde, amanda aman odtülü olmuş artık bitirri hemen işe girersin de bizi de görürsün"ler şimdi, "ya sonuçta sana uygun bir iş olmaması normal odtü mezunusun yani biraz daha bekle, öylesine biryere girme bekle biraz hakettiğin biyere gir"e dönüştü.. Ben neymişim ya iyiki bir odtü okuduk hiç bir iş bana layık değilmiş :)))
he bir de şey var,
"üzgünüm özellikleriniz çok iyi ama biz tecrübeli birini alıyoruz"
1. beni almazsan nası tecrübeli olucam
2.MADEM TECRÜBELİ ARIYORSUN BENİ NİYE ÇAĞIRDIN BE KADIN.!!
neyse burdan bana iş bulmayayım diye beddua eden biri varsa lütfen geri alsın :)))
şimdi yaz da geldi havalar da güzelleşti işe girersem en iyi zamanda giricem ve sıkı bir depresyon dönemi beni bekliyor iyi mi:)

P.S: hıı ayrıca bugün benimmm doğum günümmmmmm :)) gördünmü bak 23 oldummmmm :))))

2 Mart 2010 Salı

bıdıyk fotocu çağle


Çoğu zaman fotoğraf makinaları " ben burayı gezdim gördüm. bu gece bunu yaptık. aman da nasıl eğlendik, neler içtik..bunu çekelim de ölümsüz kılalım" demek içindir. 22 sene boyunca da benim içinde aynı şekilde oldu "facebook"ta çekilen yüzlerce resimden 53 albümden bu belli zaten :) taa ki çok eski bir arkadaşımın resimlerine bakarken.. o da yeni başlamıştı, ama çektiği fotoğraflarda günlük hayatta yakalığı detaylar o kadar çok hoşuma gitti ki ben de kendime söz verdim.. işe girdiğim zaman.! alacağım güzel bir makinayla "geçici" olduğunu düşündüğü hevesimle onu yalancı çıkartacağıma söz verdim.. çünkü küçük şeylerle,detaylarla mutlu olabilen bir kişilik olduğumdan , insanların da minik detaylarla mutlu olabileceğini onlara göstermek istediğimi anladım...o resimlerde de bunu gördüm..bunu neden mi yazdım..? beni böyle güzel bir hobiye sürüklediği için ona bir teşekkürü borç bilirim :) teşekkürler..
edit: kendisi şuan onu övmediğim için pek bir kızdı ama çok iyi,çok başarılı bir fotoğrafçı olma yolunda ilerlemektedir.. çalışmalarını heyecanla takip ediyoruz.. :)

23 Şubat 2010 Salı

glee


Aslında bu yazıyı dün yazmalıydım. Glee'nin ilk bölümünü ve sonraki 4 bölümü daha arka arkaya izledikten sonra. Bir ara twitter'da görmüştüm, sonra Golden Globe'da adaylıkları olduğunda ve ödül aldıklarında daha bir dikkatimi çekti... Sonra evde yapacak bir şeyim olmadığı için geçen gün ilk bölümünü indirdim. Sonra dediğim gibi 2 günde yaklaşık 45 dk'lık 8 bölümü evde olduğum zamanlarda gözümü kırpmadan izledim.
Konusu kısacası şu,
Ohio'da bir lisede glee denen öğrenci topluluğu okulun ispanyolca hocası tarafından tekrardan faaliyete geçer.(Hoca aynı zamanda 15 sene önce o lisede okumuş,ve glee club'ta başarılar kazanmıştır).(Ayrıca, Glee club'ta ne yapıyorlar ne diye soracak olursanız ki ben sordum ve araştırdım (google it.!) genelde günümüz şarkılarının öğrenciler tarafından coverlanması ve küçük dans koreografileriyle süslenmesiyle "regional" yarışmalara katılıyorlar anladığım kadarıyla. Tam bir kumpanya değil yani. )
Başrolde küçüklüğünden beri şarkı söyleyen, irite edecek kadar hırslı ve okulda bir okadar da " loser" takımında yer alıp aşağılanan ama harika bir sesi olan Rachel, Abercrombie mankeni olduğundan şüphelendiğim Finn ve inanılmaz güzel bir sesi ve dans yeteneği olan kumral, yakışıklı ispanyolca öğretmeni Will var.
Tabi ki bunlarla kalmıyor.. Küçüklüğünde b.k çukuruna itildiği için hastalık derecesinde ( yiyeceği üzümü bile silen) bir rehberlik öğretmeni Emma, son derece güçlü, çevik, zeki ve ukala cheerleader koçu Sue, tam bir little gay trendsetter olan Kurt-çöpe atılmadan dediği cümle hala gülümsetiyor beni " Please, it's 2010 Marc Jacobs" -( keşke öyle bir arkadaşım olsa-evet her kız bir gay arkadaş ister), ve diğerleri...
Amaaaaaa beni en çok gülümseten ve insanı mutlu eden ise coverlanan şarkılar. Zaten oldum olası değişik şekilde yorumlanan şarkıları hep sevmişimdir. "Pixie Lott-Poker Face, dinleyin". Söylenen şarkıların da daha yeni olması dikkat çekiyor. Neler mi var..? Take a Bow, No Air, Single Ladies, Halo, It's My Life, Walking On Sunshine, You Keep Me Hanging On...
Şu ana kadar 8 bölüm izledim.. Özellikle 8. bölümde Will'in, Emma önünde "Thong Song" da dansı inanılmaz güzeldi.. :)
Ve tabiki klasik "I'm popular, let's humiliate the others" mantığı da yok değil.. "Nerd,loser" gördüklerini çöpe atmalar ya da yüzüne içecek fırlatmaları klasik amerikan lise gençlik dizilerinde gördüğümüz sahneler.. Hayır ben bunu hiç anlamıyorum bunlar da mal gibi bakıyor, e bir şey yapmazsan tabi ezik derler.. Resmen kabullenmişler diğer tarafta olduklarına.. Sonra alıyorlar eline tabanca, tüfek okul basıyorlar.. E normal kardeşim manyak olur tabi çocuk baştan kabulleniyor kaybettiğini napsın..
Piuuu nası konu saptı belli değil...
Kısacası "Glee" şu zamana kadar izlediğim en güzel gençlik dizilerinde rahat ilk 3 e girer..
1.si? tabiki dawson's creek... I don't wanna wait foreveeeer for our lives to be oveeeeeeer nınınınını....
Kesinlikle izleyin tavsiye ederim... Afiyet olsun... :)