

2005 temmuz sonu ağustos başı. Geyikli denen çanakkale'nin küçük köyünde internet cafedeyiz babamla. Heyecanla öss sonucmu beliyorum. 08:45 ten itibaren her 10 sn'de refresh edilen sayfa ve ardı ardına içilen çaydan sonra ekranda beliren Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü yazısını gördükten sonraki dakikalarda açıkçası neler yaptığımı pek hatırlamıyorum. Siteye döndüğümde, "hayırlı olsun"lar ,"tebrik ederim"ler , "artık genetikçi olur bizi de gençleştirirsin ehehe"ler mi dersiniz afedersiniz popom baya bi kalkmıştı. Önümde yepyeni bir hayat vardı. Doğduğundan beri şımartılan ( ama yeri geldiğinde ayaklarının üstünde durmasını da bilen) 18 yaşındaki küçük.! ben, Ankara'da yepyeni bir hayata başlıcaktım. Yeni arkadaşlıklar, sevgiler, paylaşımlar, dostluklar, mutluluklar acılar hüzünler, kahkalar beni bekliyordu. O zaman kayıt ve proficiency için sık sık gittiğim Ankara'da yaşayacağımı dersler başlamadan bir gün önce annemlerin beni yurda bırakıp, İstanbul'a yol aldıklarında anladım.Otoparkta öylece kalakalmış ve hiç durmadan ağlamıştım.Artık tek başımaydım.. Daha sonra odama girdiğimde bana herzaman gülümseyen dünyalar tatlısı Gamze'm ile başlayan dostluğum ve 4 sene boyunca tanıdığım 100lerce insan ve binlerce anılarım ile şuanda geriye dönüp baktığımda gülümseyerek hatırladığım 4 senem oldu...
Bunu neden mi yazdım.?
Ankara, orda bulunduğum ve yaşadığım sürece sana çok kötü davrandım. Sana her gün küfrettim, tatillerde İstanbul'a dönerken arkama bakmadan kaçtım, dönerken ağlayarak geldim. Sanki hala İstanbul'da yaşıyorum da bir kaç gün zorunlu Ankara'ya gitmek zorundaymışım gibi , kendimi hiç Ankara'ya ait hissetmedim, hissedemedim.
Hep seni kıyasladım, Eskişehir'le İzmir'le, Adana'yla bile...
Canım yandı gittim stadyumda avaz avaz ağladım, en güzel kahkalarımı ODTÜ'nün tenis kortları büfesinde,çarşıda, yurtta, bölümde attım.. İnsanlara güvendim kazık yedim, odamın camından saatlerce senin ışıklarını izledim kılımı kıpırdatmadan, sadece gözlerimden yaşlar aktı .Ve sen bana herzaman kucak açtın ve bana şu ana hayatımdaki en güzel 4 seneyi verdin..
Ankara'da ilk gördüğüm ve bana gitmeden bağdat caddesine benziyor diye bahsettikleri tunalı, :) saatlerce cafelerinde oturduğum filistin caddesi, doru düzgün bir mağaza olmasa bile her hafta gittiğim ve sinemasında dünyanın en güzel patlamış mısırına sahip olan armada :),her öğlen yemekte olduğum ankuva, pazar günleri gittiğim dünyanın en güzel brunch'ına sahip "minasera" big chefs (saymakla bitmez gerçi) ve en önemlisi canım okulum...
Gerçekten çok özlüyorum seni Ankara,
Herkes bilir, Yahya Kemal'e sormuşlar ya "Ankara'nın en çok nesini seviyorsun.?" " İstanbul'a dönüş yolunu" demiş.
Ama arada bir sana gelmek de güzel be Ankara'm :)
Not:Beni tanıyıp bu yazıyı okuyanlar eminim şoka girecekler but i have face the truth ehehe
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder